Cilt kırışıklıklarında matematik modelleme

Cilt kırışıklıklarında matematik modelleme

28/04/2018 mustafa tercan

Tüm insanlar için yaşlanmak bir endişe kaynağı olmakla birlikte ortaya çıkan kırışıklıklarda ayrı bir endişe nedenidir.

Kırışıklılardan kurtulmak için pek çok yöntem arayışımız da gittikçe artmaya başlamıştır. Cildin nem oranı kırışıklıkların gelişmesinde ve derinleşmesinde önemli rol oynamaktadır. Derinin en üst tabakası olan korneum tabakası (stratum corneum) 10-20 mikrometre kalınlıkta olup canlılığını kaybetmiş deri tabakasını oluşturur. Derinin bu tabakası daha kuru hale gelir ve çevre şartları da kuru havaya sahip ise daha fazla kuruma ve kırışıklık ortaya çıkacaktır.

Kırışıklıkların önlenmesi için önceleri kremlerle biyokimyasal uygulamalar ön planda tutulmaktaydı. University of Southampton ve University of Cape Town da araştırmacılar kırışıklıkların oluşumunda biyomekanik yöntemleri araştırdılar.

Deri kırışıklıklarının oluşumunda 3 boyutlu bilgisayar modeli geliştirdiler. Bu yöntemlerin kullanılması ile kırışıklık karşıtı uygulamaların daha etkili olabileceğini ileri sürdüler.

Derinin en üst tabakası ölü hücrelerden oluşmakta ve lipid tabakası ile sınırlanmaktadır. Bu tabaka fizyolojik biyokimyasal işlevlerinin yanında mikro deri kırışıklıklarının da oluşmasında önemli rol oynadığı ileri sürüldü.

Havadaki nem oranı bir miktar düştüğünde derinin en dış tabakası daha kuru ve sert hale gelmektedir. Deride bulunan mikro kırışıklıklar nemin azaldığı ortamlarda yüzdeki mimik hareketleri ile daha belirgin ve derin hale gelmektedir. Bu değişiklikler kısa sürede ortaya çıkmaktadır bu nedenle kuru ortamlarda derinin nemli kalması sağlanmalıdır.

Kaynak: M. Diab, K.-S. Kim. Ruga-formation instabilities of a graded stiffness boundary layer in a neo-Hookean solid. Proceedings of the Royal Society A: Mathematical, Physical and Engineering Sciences, 2014; 470 (2168): 20140218 DOI: 10.1098/rspa.2014.0218

Genç görünmede genetik faktörler

Genç görünmede genetik faktörler

12/05/2018 mustafa tercan

Bazı insanlar yaşlarına göre daha genç görünümlü cilde sahiptirler.

Daha genç görünmek için kremler, losyonlar, cerrahi işlemler yapılmaktadır.

Ancak yapılan çalışmalarda bazı genlerin genç görünümde önemli rol oynadığını göstermektedir.

Alexa B. Kimball, MD. genç görünmede sadece doğuştan gelen genlerin değil aynı zamanda bazı genlerin uyarılmasından da genç görünüm elde edileceğini ileri sürmektedir. Deri yaşlanması ile ilgili çok karmaşık işlemler olsa da derinin genç görünen kişilerde bazı genlerin daha aktif olduğunu tespit ettiklerini belirtmektedir.

20 ile 74 yaş arasında 158 kadında yapılan çalışmada cildin güneş gören ve görmeyen kısımlarından alınan deride inceleme yapmışlar.

Deri ve tükrük örneklerinden gen analizleri yapılmış. Analizler sonucu 20 yaşından itibaren oksidatif stres, enerji metabolizması, yaşlanma (senesence) ve deri bariyerinin sürekli değiştiğini gözlemlemişlerdir. Bu değişikliklerin 60 lı ve 70 li yaşlarda hızlandığını belirlemişler.

Genç görünen insanlardaki analizlerin gerçekte de genç olan kişilerin analizlerine benzediğini bulmuşlar. Bu kişilerin DNA onarımlarının, hücre çoğalmalarının, strese cevaplarının ve protein metabolizmalarının daha aktif olduğunu tespit etmişler.

Genç görünen kişilerin mitokondrial yapılarının ve metabolizmasının genetik yapı ile ilişkili olduğu belirlenmiştir.

Bu çalışmada ayrıca güneşin ultraviole ışınlarının (UV) deri yaşlanmasında önemli rol oynadığı belirlenmiştir.

Kaynak

Alexa B. Kimball, Maria B. Alora-Palli, Makio Tamura, Age-induced and photoinduced changes in gene expression profiles in facial skin of Caucasian females across 6 decades of age. Journal of the American Academy of Dermatology, 2017; DOI: 10.1016/j.jaad.2017.09.012